Esenyurt’ta işçilerle kurultay hazırlık anketleri

Sınıfa Karşı Sınıf Kurultayı hazırlıkları çerçevesinde Esenyurt, Avcılar, Beylikdüzü ve Hadımköy civarındaki fabrikalarda çalışan işçilerle yaptığımız anketlerde işçiler fabrikalarda ve ülkede yaşadıkları sorunlara değindiler.

30 Fabrikada 50 civarında işçi ile yaptığımız anketlerde işçilerin ülke ve fabrika sorunlarına dair çözümleri farklı olmakla birlikte tespit ettikleri sorunlar genelde benzerlik gösteriyor. İşçilerin büyük çoğunluğu ülke sorunlarının başlıcalarının işsizlik, enflasyon, rüşvet ve yolsuzluk sorunu olduğunu ifade ediyorlar. Ankete katılan işçilerin tamamı sendikasız işçiler ve hepsi sigortalı çalışıyor. Sadece bazı işçiler çalıştıkları fabrikalardaki göçmen işçilerin sigortasız çalıştığını ifade ediyorlar. Bunun yanında sigortaların gerçek ücretten düşük yatırıldığını ifade ediyor bazı işçiler. Birçok fabrikada çalışma saatleri uzun. Fazla mesailerin ya mecburi ya da “gönüllü” olduğu belirtiliyor. Ancak fazla mesailerin gönüllü olduğu yerlerde mesai var denildiğinde kalmaz iseniz büyük ihtimalle işten atılma ile karşılaşıyor işçiler. Birçok işçi çalıştıkları fabrikalarda buna şahit olmuşlar. Bir cam işçisi “iş bitmeden işi bırakamıyoruz, saat kaç olursa olsun” diyerek çalışma saatlerinin ne kadar uzun ve keyfi olduğunu belirtiyor.

Çözüm konusunda ise farklı bakışları var işçilerin. Kimisi seçimlerle düzeleceğini söylerken, kimisi halkın, kimisi ezilenlerin, kimisi de işçilerin örgütlenmesiyle çözüleceğini dile getiriyor. İşçilerin tamamına yakını geleceklerini güvencede görmezken, bazı işçiler sorunların nasıl çözüleceğine dair kafalarında bir çözüm olmadığını belirttiler. İşçilerin sadece 4’ü aldığı maaşla geçinebildiğini ifade ederken, birkaç işçi, eşleri de çalıştığı için ve bazıları da hem emekli maaşı alıp ve hem de çalıştıkları için geçinebildiklerini, tek maaşla asla geçinilemeyeceğini belirttiler.

Ülkedeki en önemli sorunlarda dinsel sorunlar seçeneğini işaretleyen işçilerin tamamı Alevi işçilerden oluşuyor ve bu işçiler ülkede laikliğin olmamasını, dinsel gericiliği, tarikatları, din tüccarlarını önemli bir sorun olarak gördüklerini ifade ediyorlar. Bu işçiler mezhepsel baskı gördüklerini ifade ediyorlar.

Hasta olan bir işçi haricinde kurultaya davet ettiğimiz işçilerden bazılarının ek iş yapmalarından ve işlerin yoğunluğundan katılamama gerekçelerini kendi cümleleriyle aktaralım:

“Haftada 5 gün fabrikada çalışıyoruz. Her cumartesi-pazar günü bir kahvehanede çalışıyorum. Yani ek iş yapıyorum. Aksi taktirde geçinemem.” “Hafta sonları boya işleri yapan babamın yanında çalışmak zorundayım. Bu nedenle katılamam.” “İş çok yoğun. Gece vardiyası Pazar akşamından başlıyor. Kurultaya gelirsem dinlenemem ve işe gidemem.”

Mercedes’te çalışan 1 çırak işçinin dışında ankete katılan işçilerin tamamı bu ülkede “beka” sorunu diye bir sorun olmadığını belirttiler. Bunun yapay bir gündem olduğunu ifade ettiler ve bazı işçiler sıralamaya bile koymayarak bu şıkkın üzerini çizdi.

Aşağıdaki örnekler, anket sonuçları konusunda daha somut fikir edinmek için yeterli olacaktır.

Hacışakiroğulları Pastacılık’ta çalışan bir işçi, yaptığı işin çok ağır olduğunu, servis sorunu yaşadıklarını ve çalışma süresinin 12-14 saati bulduğunu belirtti. Haftalık izin olmamasına ve çoğu zaman zorunlu mesai olmasına değinerek, çalışma şartlarının hem çok ağır ve zor hem de aldığı ücretin emeğinin karşılığı olmadığını söyledi. Genel olarak ülkede yaşanan krize ve emekçi kesimin bundan çok etkilendiğine değinen işçi, hayat pahalılığı ve işsizliğe tepkisini dile getirdi. Gelecek kaygısı ve işten çıkarılma korkusu yaşadığını vurgulayan işçi, tüm bu sorunların değişim ve üretim ile birlikte hukuk ve adaletin de yükseltilmesiyle çözülebileceğini söyledi.

Cemsa Tekstil’de çalışan bir işçi, aldığı ücretin ortalama olarak yettiğini, fakat yine de ücretlerin düşük olduğunu söyledi. Zaman zaman düzensiz yatan maaşlardan yakındığını ve sigorta hariç hiçbir sosyal hakkı olmadığına değindi. Ülkede yaşanan en önemli sorunların enflasyon, hayat pahalılığı ve eğitim sorunu olduğunu belirten işçi aynı zamanda rüşvet ve yolsuzluğun da çok olduğunun altını çizdi. Asgari ücretin yetersizliğinden bahsederken, var olan kriz koşullarının hayat şartlarını çok daha ağırlaştırdığını belirtti. Ekonominin canlanması, yeni fabrikaların kurulması ve eğitimin geliştirilmesi ile bütün bu sorunların çözülebileceğini söyledi.

YFA Momentum işçileri, aldıkları ücretle geçinemediklerinden, ücretlerin düşüklüğünden ve düzensizliğinden bahsettiler. Çalışma saatlerinin uzunluğundan ve zorunlu mesailerden yakındılar. Servis sorunu yaşadıklarını ve sendikasız çalıştıklarını belirten işçiler, enflasyon ve hayat pahalılığının olduğunu ve bu durumun işsizlik ve geleceksizlik yarattığına değindiler. Yasak, baskı, insan hakları ihlalinin zor hayat koşulları yarattığını söylediler. Asgari ücretin yetersizliğine ve kriz koşullarında hayat şartlarının çok daha ağırlaştırdığına değinen işçiler, bu sorunların ancak ortak mücadele ile ortadan kalkacağını vurguladılar.

Mercedes’te çalışan 4 işçi (çırak) ortalama 1.600 TL maaş aldıklarını, aldıkları paranın kesinlikle yetmediğini belirteler, bu hayat koşullarında en az 5.000 TL maaş almaları gerektiğini vurguladılar. Ücretlerin düşüklüğünden yakınan genç işçiler yanlarındaki diğer işçilerle aynı işleri yapmalarına rağmen onlardan çok daha az ücret aldıklarını söylediler. İşsiz kalma korkuları olduğu için kadroya alınmak istediklerini belirttiler. Dış politika sorunları, beka sorunu, anarşi/terör, işsizlik ve iş güvencesinin olmayışı vb.ni ülkenin en önemli sorunlarından bazıları olarak sıraladılar. Enflasyona göre asgari ücretin yetersizliğinden bahseden işçiler, krizin varlığını yüksek dolar kuru ile ilişkilendirdiler. Hiçbir şeyin güvencede olmadığını belirten işçiler, bu sorunlara karşı en önemli şeyin, kötü olan eğitim sisteminin değiştirilmesiyle mümkün olabileceğini söyleyerek, eğitim değişirse her şey değişir diyerek anketi bitirdiler.

Sinbo mutfak aletlerinde çalışan bir işçi asgari ücretle çalıştığını belirterek, kredi, faturalar ve mutfak malzemeleri derken maaşın yetmediğini söyledi. Ücretlerin düşüklüğünden ve düzensizliğinden bahsederken, servis sorunu ve sendikasızlığın işyerinin temel sorunu olduğunu anlattı. Ayrıca işyerinde taciz ve mobbingin sık yaşandığını da belirtti. Ülkedeki en önemli sorunları enflasyon, hayat pahalılığı, rüşvet, yolsuzluk ve yaşanan baskılar olarak sıralayan işçi, 2.000 TL maaş aldığını, bekâr olmasına rağmen yetmediğini söyledi. Krizin etkilerini sadece elektrik, doğalgaz, su ve diğer faturalar maaşın %40’ı ediyor diye açıkladı. Geleceğini güvende görmediğini, “baskı ve mobbinge karşı mücadele edenlerin suçlanması ve benzeri politikalar yüzünden çalıştığımız fabrikada işçilerle birlik olup mücadele ederek sorunları çözebiliriz” sözleriyle anketi tamamladı.

Kavasoğlu Ayakkabı deri-tekstilde çalışan 2 işçi aldıkları maaşların yetmediğini, her şeye zam geldiğini dile getirdiler. Ücretlerin düzenli ödendiğini, fakat düşük olduğunu söyleyen işçiler ayrıca zorunlu mesai, servis sorunu, sağlıksız yemeklerin yanı sıra ağır mobbing uygulamaları olduğunu belirttiler. Serviste bazen taburelerde ya da ayakta gitmek zorunda kalıyoruz dediler. Ülkemizdeki temel sorunların başında hayat pahalılığının, dini ve milli soruların geldiğini belirttiler. Asgari ücretin yetmediğine, hayat pahalılığı ve yaşanan zamların yaşam koşullarını iyice ağırlaştırdığına, krizin varlığına da değinen işçiler, patronların hep kendilerini düşündüğünü de ek olarak belirttiler. Biri bu sorunların değişmesi için hükümetin değişmesi gerektiğini söylerken, diğer işçi sendikalar, servis sorunu ve ücret sorunlarının çözülmesi ile kısmi olarak sorunların düzeleceğini söyledi. Rüşvet, yolsuzluk gibi sorunların ise tek başına sendikalarla değişmeyeceğini söyleyerek nasıl çözüleceğini bilmediğini belirtti.

Bimed Medikal’de çalışan bir işçi aldığı ücretle geçinemediğini belirterek ücretlerin düşüklüğünden yakındı. Sosyal hakların bulunmadığını ve zorunlu mesailer dayatıldığını belirterek, işyerinde adeta köleliğin var olduğuna dikkat çekti. Mesaiye kalmak istemeyen işçilerin müdür tarafından ”işinize gelirse, kriz var, dolar sürekli artıyor, iş bulamazsınız, kapı orada“ şeklinde tehdit edildiklerini dile getirdi. Ayrıca sendikasız ve hiçbir güvencenin olmadığını söyleyerek, işçilerin mobbing ve tehditlerle karşı karşıya kaldıklarına değindi. Ülkedeki en önemli sorunların başında işsizlik ve gelecek kaygısının olduğunu söyleyerek, hayat pahalılığı ve enflasyonun da çok ağır bir krize neden olduğuna, kriz şartlarının işçi ve emekçiler için dayanılmaz koşullar yarattığına dikkat çekti. Asgari ücretin kesinlikle düşük olduğunu vurgulayan işçi, geleceğinin de bu koşullarda güvencede olmadığını anlattı. Sorunların çözümünün halkın örgütlenmesiyle çözüleceğine inandığını belirtti.

Avcılar Belediyesi Fen İşleri’nde çalışan bir işçi aldığı maaşın az olduğunu, eşinin çalışmaması durumunda geçinemeyeceklerini söyledi. İşyerinde ücretlerin düzensizliğine dikkat çeken işçi çalışma koşullarının ağırlığından dolayı iş kazalarının sık yaşandığını, kendisinin de iş kazası geçirerek belini incittiğini anlattı. Ayrıca yemekleri dışarıdan yiyerek adeta köle gibi çalıştıklarına dikkat çekti. Ülkedeki en önemli sorunların sırasıyla, enflasyon, hayat pahalılığı, işsizlik ve geleceksizlik olduğunu belirterek, bu sorunların kriz koşullarında daha da ağırlaştığını dile getirdi. Bu şartlar altında asgari ücretin yetmeyeceğini söyleyerek gelecekten beklentisinin düşük olduğuna değinen işçi, bu sorunların hükümetin değişmesiyle değişebileceğini söyledi.

Gülal Hırdavat’ta çalışan bir işçi, çalıştığı işyerinde sadece 3 kişinin sigortalı olduğunu, ötekilerin, özellikle Suriyeli göçmen işçilerin kaçak çalıştırıldığına dikkat çekip, aldıkları ücretin de düşük olduğunu söyledi. Ücretlerin düşük olmasına karşın çalışma şartlarının çok ağır olduğunu ve iş kazalarının çok sık yaşandığını belirtti. Ülkedeki en önemli sorunun işsizlik ve hayat pahalılığı olduğunu söyleyen işçi, bekâr olduğu halde asgari ücretin yetmediğini dile getirdi. Krizin olduğuna ve krizi yaratan koşulların yolsuzluk ve hırsızlık olduğuna değinen işçi, geleceğini de güvende görmediğini dile getirdi. Bu sorunların ancak haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizliğe karşı mücadele etmekle ortadan kaldırılabileceğini dile getirdi.

FTK Ambalaj’da çalışan bir işçi aldığı paranın mevcut giderlerini bile karşılamadığına değinerek ücretlerin düşüklüğünden ve sosyal hiçbir hakkı olmamasından yakındı, ayrıca kadın işçilerin erkeklerden daha düşük ücret aldığının da altını çizdi. Ülkedeki en büyük sorunun eğitim sorunu olduğunu, ardından rüşvet ve yolsuzluk geldiğini anlatırken hayat pahalılığına da dikkat çeken işçi, asgari ücretin, özellikle var olan kriz koşullarında kesinlikle yetmediğini dile getirdi. Bu şartlar altında geleceğini güvende görmediğini, geleceğini ancak var olan sorunlara karşı işçilerin birleşmesi ve halkların kenetlenmesi ile güvende göreceğini belirtti.

Kızıl Bayrak / Esenyurt